Başkalarındaki Biz

Bir gün yolda yürürken tek sırası eksik döşenmiş parke taşları yüzünden ayağım takıldı ve sendeledim. O anki öfke ve afallamayla bir suçlu aradım . Aklıma ilk gelen belediye başkanının ne kadar sorumsuz olduğu , bunun başka insanların da başına gelebileceği , hatta yaşlı bir teyzenin aynı yerde takılıp yaralanabileceği oldu ve bu yüzden kısa bir süre belediye başkanına sinirlenerek yürüdüm. O esnada önceden ne yaptığı , hangi okullarda okuduğu , kimle evlendiği , en sevdiği dondurmanın markası , en son dinlediği şarkı fark etmiyordu . Benim aklımda sadece kaldırım taşını yanlış döşeyen birisiydi. Sanki doğduğu günden itibaren yaptığı tek şey o taşın yanlış döşenmesine vesile olmaktı. Bir insan hakkında fikir edinmenin bu kadar kolay olması çok garip.

Çevremizdeki insanların hayatında tam olarak nasıl yer kaplıyoruz ? Kimisi için belki sadece kırmızı ayakkabı giyen bir sınıf arkadaşından ibaretiz . Yanından bir gün mavi ayakkabıyla geçsek veya sınıf dışında bir yerde denk gelsek fark etmez bile . Kimisi için ise her gün aynı saatlerde otobüs durağında bekleyen birisiyiz .Tanıdığımız tanımadığımız herkes bizi rast geldiği kadar bir insan olarak hayatında tutuyor. Bu bizim isteğimiz dışında gelişiyor. Biz her ne kadar kendimizi bir bütün olarak görmek istesek de başka insanlarda sadece tek başına anlamsız parçalar şeklinde var olabiliyoruz.

Bunun en sinir bozucu yanı, bu parçalar bizim özene bezene seçtiğimiz parçalar olmuyor.  Bazen hiç aklımıza gelmeyen bazense kimsenin fark etmemesi için kuytu köşelere sakladığımız özelliklerimiz ön planda olabiliyor. Harika bir akademik kariyeriniz olabilir ama karşı komşunuzun 5 yaşındaki çocuğu için ‘’oyuncağa takılıp düşen abi’’ den fazlası olamıyorsunuz. Aslında iyi yandan bakarsak üzerimize yapışan bu gibi saçma unvanlar insanın kendini fazla ciddiye almasını engelliyor. Çoğu kişi için sadece yoldan geçen biriyiz . Bunu bilmek rahatlatıcı .

 Herkes tarafından aynı şekilde tanınmak sıkıcı bir şey olurdu . Daha da ötesi diğer insanların bizi tanımasını istediğimiz gibi tanınmak da öyle. Biz başkalarının algısı üzerinde söz hakkı sahibi olmamalıyız . Sosyal medyaya getirilen eleştirilerden bir tanesi de bu . İnsanlar sosyal medyada mükemmel bir profil çizmeye çalışıyorlar. Kendilerinin en beğendikleri hallerini en beğendikleri huylarıyla harman edip paylaşıyorlar ve böyle algılanıyorlar. Halbuki gerçek hayat bu kadar steril bir yer değil. Her sokağa çıkışımızda birileri tarafından doğru veya yanlış değerlendiriliyoruz. Karşılaştığımız herkesin hayatında mikro yerler kaplıyoruz ve bu yerleri biz belirlemiyoruz. Gurur duyduğumuz özelliklerimizin yanında sakladıklarımız da gün boyu alnımıza yapışan etiketler haline geliyor. Bunu kabul etmekten kaçıp sosyal medyaya sığınmak hayatına koca bir estetik ameliyat yapmaya benziyor .

Kaynakça:

https://www.wsj.com/articles/do-you-know-how-others-see-you-1503925251

Yazar: Eray Çelebi

İnternet sitesi https://mubatblog.online
Yazı oluşturuldu 180

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Benzer yazılar

Aramak istediğinizi üstte yazmaya başlayın ve aramak için enter tuşuna basın. İptal için ESC tuşuna basın.

English EN Français FR Español ES Türkçe TR
%d blogcu bunu beğendi: